TERÖR NEDİR?
3173 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’na göre terör; “baskı, cebir ve şiddet, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle anayasada belirtilen cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, ekonomik düzenini değiştirmek, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk devletinin ve cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek, otoritesini zaafa uğratmak ve yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla, iki ya da daha fazla kişinin aynı amaç etrafında birleşerek oluşturduğu teşekkül, cemiyet, silahlı cemiyet, çete veya silahlı çetelere mensup kişi veya kişiler tarafından girişilen her türlü eylem” olarak tanımlanmıştır.
TERÖRİZM NEDİR?
Terörizm, akla gelen ilk anlamlardan(şiddet ve ayaklanma) öte özel bir şiddet türüdür. Başka düşüncelerden bağımsız olarak kullanılabilen ya da konvansiyonel olmayan savaş repertuarının bir parçası olan silahlı bir sistem olarak düşünülebilir. Bu anlamda terörizm, masum insanlara yöneltilmiş aşırı, çoğunlukla da ayrımcılık gözetmeyen şiddettir. Daha uygun bir tanımla; terör iklimi yaratmak, bir davayı halka duyurmak ve daha geniş bir hedefi amaçlarına boyun eğmeye zorlamak üzere cinayet işleme, yaralama ya da tehdit etme gibi insanlar üzerinde baskı oluşturmak için yapılan sistemli eylemler bütünüdür.
Hedefe ulaşmada her yolu meşru sayan terörizm, insanlık kadar eski bir olgudur. Dolayısıyla terörün amaç ve stratejisi zamanla teknolojik gelişim ve sosyo-ekonomik yapıya paralel olarak gelişmiş, tahrip ettiği toplumların dini-ırki-ekonomik ve siyasal yapısını ideolojisi doğrultusunda araç olarak kullanmış ve bu suretle kendisine finans kaynağı yaratmıştır. Sağladığı bu büyük miktardaki finans kaynakları ile bölge sınırlarını aşarak sınırlar ve kıtalararası boyun kazanmıştır.
Bugün dünyamız; ekonomik-siyasal-askeri ve sosyal menfaatler etrafında birleşen ülkelerin oluşturduğu bloklar ve paktlara bölünmüştür. Bu oluşumlar ekonomik ve siyasal çıkar kavgalarını hızlandırmış,” böl-parçala-yönet veya kendi çıkarlarına zarar vermeyecek azami limitler arasında tut” ilkesinden hareket eden bazı blok veya ülkeler, farklı dini-ırki-etnik unsurları, sosyo-ekonomik az gelişmişliği terörizme malzeme olarak sağlamış ve var olan terör örgütlerine bu şekilde katkıda bulunarak amaçları doğrultusunda taşeronluk görevi yüklemişlerdir.
Bu bağlamda ülkemiz, içinde bulunduğu jeopolitik konum itibariyle dış ve iç kaynaklı terörün ortaya koyduğu bir kavgaya sahne olmaktadır. Bu kavganın içeride ve dışarıda ortak çıkarlar doğrultusunda hamileri bulunmaktadır. Günümüzde terörün sadece ülkemizde değil bütün dünyada ortaya çıkış sebepleri sosyal ve ekonomik olgulara dayanmaktadır.
Terörün en önemli yönü ise, şiddet içermesidir. İdeolojik koşullar örgütün hedeflerine ulaşabilmesi için şiddete başvurulmasını dayatmaktadır. Bulunduğu rejimi yıkmayı hedefleyen örgüt, “silahlı mücadele” adı verilen şiddet uygulamalarıyla kendini göstermekte, şiddet yoğunlaştıkça korku içinde örgüte yaklaşan insanların sayısı artmaktadır.
Şiddet hareketleri, örgütün propaganda malzemelerinin en önemlilerindendir. Burada anlatılan şiddet; örgüt tarafından halk adına yapıldığı iddia edilen zalimce eylemlerdir. Buna karşın terörist kendisini “devrimci, eylemci, özgürlük savaşçısı, halk gücü” gibi bir takım unvanlarla taltif etmektedir. Yakın geçmişimizde terör örgütlerinin özellikle, legal kuruluşlar olan bazı dernek, sendika ve siyasi partileri de kullanarak, metropoller başta olmak üzere semt, mahalle ve sokak hâkimiyeti tesis etmeye çalıştıkları bilinmektedir. Böylece örgüt kendi tabanını da, zor ve tehdide dayalı bir tarz sergileyerek oluşturmakta, hâkimiyet tesis edilebilen yörelerdeki vatandaşlarımız için örgüt mensupluğu bir zorunluluk haline gelmektedir.
Şiddetin amaçlarından biri kamuoyuna kendini duyurma olduğundan, kitle iletişim araçlarından faydalanarak ilgi alanı içerisine girilmeye çalışılır. İnsan hayatını, dolayısıyla toplumsal güven ve huzuru hedef alan eylemler kamuoyunda çok fazla yankı uyandırdığı için şiddet eylemleri vazgeçilmez bir reklam aracı olarak görülmektedir. Terör örgütlerinin, şiddet eylemleri sonrasında basın kuruluşlarını arayarak eylemi üstlenmeleri bu nedene dayanmaktadır.
Kitlesel nitelikli terör eylemlerinde, örneğin; bir toplu taşıma aracına veya alışveriş merkezine koyulan bir bombanın patlaması sonucu ölenlerin bu eylemi düzenleyenler ile hiçbir bağları bulunmamaktadır. Bu tür eylemlerde, bombayı koyanlar ile bombanın hedefi olanlar arasında hiçbir siyasal ilişki, bir hesaplaşma olmadığı gibi, belki eylemi yapan örgütün ideolojisine yakınlık duyanlar bile bulunabilmektedir.
Terör örgütleri düzenledikleri eylemlerde, örgütün propagandasını yapmak ağırlıklıdır. Örgütler; kuruluşlarını tamamladıkları, teşkilat yapılanması açısından yeterli bir düzeye geldiklerinde sansasyonel nitelikli bir şiddet eylemi ile kamuoyuna varlıklarını duyurmayı hedefler.
Kaynakça:
1.Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, İstanbul
2.Blackwell’in Siyaset Bilimi Ansiklopedisi
3. Harp Akademileri Yayınları